Gündem

Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine

Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine , ekonomi haberleri bölümümüzde Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine başlıklı haberi siz kıymetli okurlarımız için araştırmaya koyulduk. Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine  ile alakalı tüm detaylar paylaşımımızda..

Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine

Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine

Doğası gereği sosyal olan bir çok canlı olmasına rağmen hiçbiri kendini sesli olarak ifade etmekte insan kadar ısrarcı ve başarılı değildir.

Türümüzün konuşma etkinliğine verdiği önem, bu alanda yetkin olanların sosyal ve sektörel olarak öne geçmesini sağladı. Ne var ki özellikle dijital çağın bireyselleşmesi, iki insanın birbirini anlamadığı ve hatta dinlemediği bir gerçekliğe evrildi. Sosyal yaşamında sözlü aktivitelerden eksik kalan bireyler, sahip oldukları yetkinliği sivriltemedikleri için işlerini kaybetmeye varan sorunlar yaşamaya başladı.

Bu yazımda, konuşma yetkinliğinin öneminden söz edeceğim. Siz okurlara “konuşma tasarımı” gibi yeni bir kavramı sunup bu alanda en mühim unsur olan konuşma korkusunu kendi lehinize nasıl döndürebileceğinizi öğrenmenizi sağlayacağım.

Daha İyi Bir Sözlü İletişim İçin: Konuşma Tasarımı

Shakespeare, Beğendiğiniz Gibi adlı oyununu şu sözlerle açar: “Bütün dünya bir sahnedir. Ve bütün erkekler ve kadınlar yalnızca birer oyuncu; girerler, çıkarlar. Bir kişi bir çok rolü birden oynar.”. Yani hayatın her aşaması ve aslında tamamı, sizin dramanızdaki rollerden ibarettir. Hayatınız, sahnedeki kısa bir görüntüden başka bir şey değildir. Her an sahnedesiniz! Bu nedenle kürsüye çıktığınızda yaptığınız tutkulu konuşmalar yahut hatalar aslında anlamsızlığa varır. Çünkü, çok kısa bir  süre sonra ortadan kaybolursunuz.

Peki biz neden konuşmayı önemseriz? Çünkü, kalbe ve zihne ilk defa işitildiğinde girebilirse manalıdır. Sizi dinleyenin ve seyredenin ilgi duymaması durumunda önemini yitiren bir eylemdir. Bir metni geriye dönüp okuyabilirsiniz, bir videoyu başa sarabilirsiniz ama konuşmayı geri alamazsınız.

Konuşma, size ayrılan kısıtlı sürede tamamlanmalı; söylenecekler net, anlaşılır, duyulabilir ve duygu dolu aktarılmalıdır. Hem zihne hem kulağa hem de ruha hitap etmelidir. Tam da bu beklenti ile planlanabilirlik aracılığıyla “konuşabilme ve anlatabilme sanatı” bir yetenek değil yetkinlik ister. Bu da tekrarlanan ön hazırlık aracılığıyla konuşma heyecanından sıyrılıp Shakespeare bir anlayışa varmanın olabilecek olduğunu gösterir.

İster iş yerinde, ister ikili ilişkilerde, iş görüşmesi yahut sunum esnasında… Bunların hepsini bir sahne olarak düşünürsek kimin veya kimlerin karşısında olursak olalım eğer konuşma tasarlanıp arka planı da hazırlanmışsa karşımızdakini eylemin içine çekip etkilemek her zamankinden daha kolay olur.

Konuşma tasarımı hem bilime hem de sanata dayanır. Evet, bir matematiği var  ve bu matematiği geniş kitlelere tanıtmak da bende bir ihtiyaç oluşturdu. Kurucusu olduğum  Burcu Saral İletişim ve Sanat Akademisi’nde etkili iletişim eğitimlerimin çıkış noktası, konuşma tasarımından geliyor. Sunum, toplantı, eğitim ve bunlar gibi sahnelerde insanlara hitap etmek isteyen tüm bireylerin ve kurumların, konuşma ve iletişim repertuvarlarını tespit edip bu doğrultuda danışanlarıma ve kurumlara has yeni bir “konuşma ve iletişim” repertuvarı tasarlıyorum. Çünkü her insanın kendine ait bir konuşma ve davranış repertuvarı olduğunu düşünüyorum ve tabii ki de yüzlerce insana bu hususta danışmanlık yapmış biri olarak gözlemliyorum. Herkese etkili konuşmayı veya iletişim becerisini 5 maddede anlatamazsınız. Şunu yaparsan harika bir konuşmacı, iletişimi kuvvetli bir birey olursun diyemezsiniz.  Herkesin kendine özgü davranış ve konuşma modelleri mevcuttur.

Öyleyse, konuşma tasarımının sunum yapan kişi ile dinleyiciler içinde ortaklaşa oynanan bir oyun olduğunu düşünürsek insana özel tasarlanan konuşmayı da gerektiği gibi  bu oyunun içine alabiliriz. Sunumun nerede yapılacağı, dinleyici ve de seyircilerin kimler yer alacağı; yani mekanın olabilecek havası önceden tespit edilirse hedeflenen konuşmanın arka planını hazırlamak daha da kolaylaşır. Böylelikle konuşmayı monologdan ziyade diyaloğa dönüştürme olanağı da yaratmış oluruz.

Konuşmanın Arka Planının Hazırlanması

Konuşmanın arka planının hazırlanmasının ilk tesirini, konuşmacının hazır bulunuşluğunda görürüz. Konuya hakim olmak tabi kiki çok mühimdir fakat “prova etmek” meselesi, konuşmanın arka planı ile birleştirildiğinde birinin beklentisini aşan, başarılı bir sonuç ile tamamlanır.

Etkili konuşma yetkinliğinin kazanılması için konuşma tasarlarken ulaşılması gereken aşamalardan biri diyalog kurmaktır. Bu nedenle, arka planı hazırlarken anlatımı yapıp sahneden inmek ile sınırlı kalınmaz. Çünkü verimli bir sunum, dinleyicilerde merak ve sorular oluşturmalıdır. Bu soruların dinleyicilerde oluşması, sizin başarılı iletişim kurma aşamalarından ilk birkaçını geride bırakmış olduğunuzu gösterir.

Bazı konuşmalarda, üzerinde durulan konu yahut içinde bulunulan konsept gereği, soru gelmemesi ve dahi alınmaması doğaldır. O tip çalışmalarda ise yine hitap edilen kitlenin zihnine girebilmek, bir anıyı yahut merakı canlandırmak hedeflenir. Böyle mekanlarda iletişimin başarılı ilerliyor oluşunu, kitlenin mimiklerinden anlayabiliriz. İşte mekan, konsept ve kitleye göre oluşturulan arka planın temeli budur.

İyi bir ön hazırlık ile her şeyin olması gerektiği gibi ilerlemesini sağlayabilirsiniz. Eğer bu hazırlık hususunda acemiyseniz, konuşma heyecanınız varsa ve en mühimsi tek başınıza bunun altından kalkamıyorsanız tabi ki profesyonel destek alıp iyi bir hazırlıkla etkili bir konuşma sergileyebilirsiniz.

İyi Bir Sunumda Olması Gerekenler

Konuşma bir şarkı gibidir; içinde bir çok enstrümanı barındıran müzikal şölenlere benzer… Arsen Gürzap hocamın da deyimiyle, “Konuşma, sözcükler arası beste yapmaktır.”. Tekdüze, çok bi hayli hızlı veya yavaş bir konuşma vasatlığa mahkumdur. Bu nedenle, konuşmanın ve konuşmacının uyması gereken belli başlı kurallar olduğunu bilmek mühimdir. İdeal bir konuşmada:

*Normal düzeyde heyecana,

*Enerjiye (Ses ve Nefese),

*Vücudu ısıtmak gibi ağız organlarını da çalıştırmak için konuşma yapmadan önce biraz geyik yapmaya :),

*Asalak sözcüklerden uzak durmaya (hı hı – aynen – yani – neyse-gibi-atıyorum vb. ),

*Yerinde kullanılmış sözlere,

*Sözün anlam kazanması için duyguya (ses tonu ve vurgu),

*Duygunun anlam kazanması için ifade gücüne yani akıcılığa,

*Karşımızdaki kişi veya bireyleri önceden gözlemlemeye,

*Görev edinilmiş bir konuşma havası yaratmaktan uzak durmaya,

*Aynı şeyi ikiden fazla tekrarlamamaya,

* Söylemlerimizle davranışlarımızın aynı anda yürümesine ihtiyaç duyulur.

Sıralanan maddelere konu hakimiyeti, yeterli araştırma ve gözlem gibi aşamaların katılmaması dikkat çekici olsa da iyi bir konuşmanın tavır ve duruş meselesi olduğu hususunda meslektaşlarımla hemfikiriz. Beden dili, ses tonu ve seçilen sözcükler; bilgi birikimden fazla daha mühimdir. Her insanın duruşu ve tavrı birbirinden farklı olduğu için ben eğitimlerde genel anlamda birinin kendi söz ve davranış repertuvarına göre konuşma tasarlamaya özen gösteriyorum.

Konuşma Heyecanı

Mükemmel iletişim, ezber performanstan daha fazlasına hakim olmayı gerektirir. Her gün aynı kitleye hitap eden bir vaiz olsanız dahi hesaba katılmayan bir soru geldiğinde onu yanıtlayamamak sizi yetersiz yapmaz. Konuşma heyecanını yenmek, bu gerçeği kabullenmekle başlar. Aksi halde ne kadar haklı, donanımlı yahut zengin olsanız da bunların hiçbirinin zevkini çıkaramazsınız.

Dijital çağın en yaygın fobilerinin başında gelen konuşma heyecanı, her ne kadar bu biçimde adlandırılsa da asıl korkulan ve heyecan duyulan, konuşmak değildir. Kişi; gülünç duruma düşmekten, bir açığının yakalanacağından, konuşacaklarını unutmaktan, heyecanının karşı tarafa geçmesinden, bayılmaktan, sorulara yanıt verememekten korkar!

Konuşma heyecanı, kaygan bir zeminde sürekli olarak yürümeye çalışmak gibidir… Buna rağmen hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemek lazım. Bir zamanlar konuşma heyecanından dolayı kariyer yönünü değiştirmek zorunda kalıp ardından mücadeleyi kazanan bir misal olarak ben Burcu Saral, tiyatro kariyerimin önüne geçen konuşma ve sahne heyecanımı yenmekle kalmayıp aynı fobi bundan dolayı başarıyı ıskalamak istemeyenlere destek vermek için bu yolda  danışanlarıma yol arkadaşlığı ediyorum. Gerekli desteği almaya açık duruma geldiğinizde siz de sorununuzla baş edip çevrenize örnek olabilirsiniz. Bu o kadar olabilecek ki yalnızca yetkinlik, prova ve tabii tutku gerektirir. Bunun eğitimini alıp yola düşmek, yolda beklemekten fazla daha basittir.

Heyecanı Lehte Kullanma

Heyecana rağmen yürümek… O sizden yana; sorgulamadan, yargılamadan sahip çıkarak bu duyguyla birlikte ilerlemeyi kabul etmelisiniz. Çünkü insanın kimyasını bozup uykularını kaçıran konuşma heyecanı, eğer doğru yönetilirse korkulacak değil aksine ilham verecek bir duygudur. Buna bir de böyle bakmak gerekir.

Heyecanı elden bırakmamak, bize eşlik etmesine izin vermek gerekir. Çünkü çok fazla rahat olmak da hata yapmaya neden olmaktadır. Buna benzer durumlarda heyecan sizi uyanık tutar. Eğer kendi heyecanınız dışında farklı şeylere odaklanırsanız durumu lehinize bile çevirebilirsiniz.

Hayatınız boyunca bunların kaçını kendinize sorduğunuzu hatırlıyor musunuz?

●       Niye heyecanlıyım?

●       Niye korkuyorum?

●       Eyvah yine sıra bende!

●       Şimdi ne konuşacağım?

●       Nasıl konuşacağım?

Kendi içinizde bu denli çatışırsanız heyecanın yerini korkuya, korkunun yerini endişeya bırakırsınız. İşte bundan sonrası da fiziksel ve psikolojik olarak kontrolünüz dışında bir çok tepkiye yol açar. Aslını söylemek gerekirse bu düşüncelerle geçirdiğiniz zamanı ve enerjiyi; “Daha çok neler yapabilirim”, “Şunu da anlatsam mı”, “Bunu da konuşmama eklesem mi” gibi hünerlerinize yoğunlaştırırsanız vakit kazanmış olursunuz.

En son ihtimal olmakla birlikte, sunum esnasında bayılsanız dahi ne yapacağınızı yaşadıktan sonra düşünebilirsiniz. Nihayetinde, karşınızdaki insanlar başka bir dünya çapından gelmedi ve onlar da kusurları olan  gerçek bireyler.

Heyecan ile Baş Etmek Nasıl Öğretilir?

Heyecan sorununden kurtulmak isteyen okurlar için eğitim sürecimden yola çıkarak sizlere panzehir olması için bir şeyler yazmak isterim.

4 ila 6 hafta içinde değişen bireysel ve kurumsal eğitimlerimde, danışanlarıma ilk olarak şunu söylüyorum:

“Şimdi önümüzde bir tünel ve bu tünelin sonunda da ışık var. Eğer o ışığı görmek istiyorsan her şeyden önce, tünele girmen gerekir. Yani o bir adımı, yalnızca bir adımı atmakla başlıyor her şey! Mükemmel olmayacaksınız, şimdiden söyleyeyim, dünyanın en iyi konuşmacısı da olmayacaksınız ama denemiş ve deneyimlemiş olacaksınız. Siz; olduğunuz halinizle, olduğunuz gibi ve becerebildiğiniz kadar yapacaksınız! Her şey bittiğinde geriye yine siz kalacaksınız. Lakin o an oynayacağınız rol bunu gerektiriyorsa kürsüye çıkıp orayı hak ettiğinizi ve sıranın sizde olduğunu düşünerek başlayacaksınız…”

İnanın bu bilince sahip olmak; daha balakalı, daha kuvvetli, daha müthiş, daha havalı görünme çabasından çok daha güzel… Danışanlarıma bu düşüncesi aşıladıktan sonra provalarımız da eğitimlerimiz de çok keyifli geçiyor. Çünkü amacımız ortak ve çekinecek bir şey yok: Ne benden ne başkasından.

Unutmayın ki yalnız değilsiniz. Kendinizdeki bu hali tespit etmiş olmanız, harika bir farkındalık. Başarınızın önüne geçmeyecek kadar heyecana sahip olmak adına profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Yeni başlangıçlar için müthiş olmaya çalışmayın çünkü her işin ve herkesin ufak da olsa kusurları olmalıdır. Hiçbir konuşmanız veya iletişiminiz kusursuz olmayacak! Hata yapacaksınız, hepimiz yapacağız. Hata yapmak bizi  insan kılar… Sahici olmak mühimdir, kusursuz olmak değil… Hayatınız bir sahne, oradan kaçmayın!

Konuşma Tasarımcılığı ve İletişimin Kaçınılmaz Kusurları Üzerine #1

Başa dön tuşu